Çocukluğumuzun tadı bir başkaydı O zamanlarda pek fazla oyuncak bulunmadığından, elimizdeki materyallerle kendimiz oyuncak yapıyoruz.
Başarı deyince aklımıza farklı şeyler gelir günümüzde kimine göre iyi gelir getiren kariyer, büyük bir ev,
Her kadın anne olmak için doğmuştur. Bunun aksini söyleyen, yalnızca bu gerçeği inkar etmeye çalışan birkaç deliden ibarettir.
Ahir zamandayız ve ahir zaman şartlarında, hepimizin sıklıkla dile getirdiği bir endişesi vardır.
| ÇOCUKLARIMIZ |
|
| Furkan Yasin tarafından yazıldı. | |
| Perşembe, 04 Şubat 2010 22:08 | |
|
Onlara gösterdiğimiz bu merhamet, Allah’ın içimize koyduğu kendi merhametinin bir parçasıdır. Bu merhamet vasıtasıyla onların kadrini, kıymetini biliriz. Kendi yavrularını bile yiyen hayvan türleri olduğunu biliyoruz. Belki varlığın iç dengesinde bir hikmeti olabilir. Mutlaka da vardır. Ancak bu denge için, bu hayvanların merhametsiz olmaları gerekir. Yavrularını merhametsizlikleri yüzünden yiyen hayvanlar… İşte bu, kıymet bilmemezliktir. Çocuklarımız bizim için kıymetli oldukları için onların geleceğini düşünürüz. İyi bir meslek sahibi olsunlar, kendi ayakları üstünde dursunlar, kimseye muhtaç olmasınlar diye daha 5-6 yaşlarında hazırlığa başlar, tüm imkanlarımızı onlara seferber ederiz. Küçücük sıkıntılarını bile tespit eder, hemen gidermeye çalışırız. Onların sıkıntısı bizim sıkıntımız, onların rahatlığı ve mutluluğu bizim rahatlığımız ve mutluluğumuzdur. Gelecek, bir mü’min için, ölümle sınırlı olan hayat olamaz. Geleceği böyle algılaması, onun imanıyla çelişir. Mü’min sonsuz hayatı düşünür. Onun için sonsuz hayat, sınırlı olan bu kısacık hayattan daha önemlidir. Öyleyse çocuklarımızın geleceği, niçin ölümle sınırlı olan bu hayat olsun ki. Ayaklarına diken batmasın diye üstlerine titrediğimiz yavrularımız, cehenneme doğru sürüklenirken görmemezlikten gelmeyelim. Dünya hayatlarında iyi bir gelecek oluşturmak için, tüm imkânlarımızı seferber ettiğimiz gibi, onların ahiret hayatlarında da mutlu ve huzurlu olmaları için tüm imkânlarımızı seferber edelim. Şöyle bir bakıyorumda çocuklarımızın ahiret hayatına olan hazırlıklarının çok ihmal edildiğini görüyorum. “Çocuklarınıza yedi yaşında namazı sevdirin” diyen bir Peygamber’e ümmet olan bizler, onlar büyüdükleri zaman kendi kendilerine namaz kılmalarını bekliyoruz. “Başörtüsü Allah’ın emridir. Kur'an'da emrettiği farz bir ameldir. Başörtüsü serbest bırakılmalıdır” diye zalimlerden medet dilenen bizler, kız çocuklarımıza tesettür bilinci yerle İçlerimiz, yavrularını yiyen hayvan suretine dönüşmüşte haberimiz yok. Çocuklarımız, cehennem ateşine doğru yuvarlanırken, ileriki hayatlarında tesadüfen İslamla tanışmalarını bekliyoruz. Çocuklarımız İslam kültürüyle değil, Aşk-ı Memnu kültürüyle yetişiyor. Ve biz çocuklarımızı yiyoruz. Hayvanlar gibi… Çağrım şu ki ; çocuklarımızın namazlarına ve tesettürlerine dikkat edelim. Yemek yemek istemediklerinde nasıl onları ikna etmeye çalışıp, yemek yemelerini sağlıyorsak, onlar için yemeği önemsiyorsak, yemeksiz yaşayamayacaklarını düşünüyorsak, namazlarını ve tesettürlerini de önemseyelim. Namaz ve tesettürü artık hayatlarının bir parçası olarak algılamaları için ne gerekiyorsa yapalım. Onları, ebedi hayatta zorluklarla başbaşa bırakmayalım. Daha yaşları küçük demeyelim. On yaşına geldiklerinde çocuklarımız için çok geç olacak. Bu konuyu önemseyip tavrımızı ve ağırlığımızı koyalım. Yani onların kıymetlerini bilelim ve onlara merhamet edelim. “Ey iman edenler, kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır, üzerinde oldukça se “Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takvâ iledir. “ (Taha Suresi 132. Ayet) “Mü'min kadınlara da söyle: «Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiğilinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar.” (Nur Suresi 31. Ayet)
|
|
| Son Güncelleme: Cuma, 05 Şubat 2010 11:25 |
Yorumlar
Allah bu güzel yazıda emeği geçenlerden razı olsun. İyliği emretmek ve kötülükten sakındırmak görevini Allah hepimize farz kılmıştır. Allah'a emanet olunuz.
Aslında bizim mutluluktan ne anladığımıza bağlı. Mutluluktan doktor,mühendis olmayı, paraca zengin olmayı anlıyorsak çocuklarımızı o şartlara göre yetiştiririz. Aman okusunda doktor olsun, parası olsun da mutlu yaşaşın namazını kılmasa da olur. Dediğin gibi tarafımızdan çocuklarımıza söylenen bir iki cümlede tamamen kendimizi kurtarmaya yönelik, ben uyarılarımı yaptım Allah'ım deyip sorumluluktan kurtulmak için.
Mutluluktan Allah'ın rızasını anlayanlar ise şüphesiz evlatlarının Allah'ın rızasını kazanma yolunda eğiteceklerdir.
Allah gerçek mutluluğu tadmayı diyeceğim ama zor bari anlamayı nasip etsin. Anlarsak belki bir iki damlada tadarız kimbilir?
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.