İSLAMİYET’TE ŞEFAAT VAR MIDIR? YOK MUDUR? e-Posta
Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Talat Er tarafından yazıldı.   
Salı, 30 Mart 2010 05:42

Bu soruya hem vardır, hem de yoktur diyerek cevap verebiliriz.

 

Yüce Rabbimiz, Bakara suresinin 48,123 ve 254. Ayetlerinde; Şefaatin geçerli olmayacağı, kabul edilmeyeceği,fayda vermeyeceği bir günden (ahiret) bahsetmektedir. Rabbimiz o gün için: hiç kimsenin bir başkasına  yararının dokunmayacağı, her hangi bir karşılığın kabul edilmeyeceği, şefaatin de geçersiz olacağı bir gün tasavvuru çizmektedir akıllarımızda. Allah Teala Zümer suresi 44. ayetinde ise şöyle buyuruyor: De ki: "Şefaatin tümü Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra O'na Döndürüleceksiniz." Bu ayetler ışığında bizlere 3. bir şahsın "O" günde yardım etmesi, elimizden tutması olanaksızdır.  Dolayısıyla yoktur cevabımızın dayanağı bu ayetlerdir.

 

Aşağıdaki ayetleri okuduğumuz zaman ise, şefaatin Allah'ın iznine ve yetkisine bağlı olduğunu, şefaat edilecek kişinin ise Meryem suresinin 87. ayetinde belirtilen Allah ile kurulması gereken bağı, Nisa suresinin  31. ayetinde büyük günahlardan kaçınma ve iman gibi özelliklere haiz olması gerektiği belirtilmektedir.

(NİSA suresi 31. ayet) :"Uzak durmanız emredilen büyük günahlardan kaçınırsanız, (küçük) kusurlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir meskene yerleştiririz"

 

Allah'u Teala evreni sebep, sonuç dairesi içinde yaratmıştır. Evrenin belirlenmiş kanunları yasaları vardır ve değişmez. Fetih suresinin 23. ayetinde ve daha birçok ayette bu husus şu şekilde vurgulanmaktadır: "Allah'ın yöntemi öteden beri hep böyledir ve siz Allah'ın yönteminde hiçbir değişme bulamazsınız"

İstenilen, arzu edilen sonuçları elde etmek için, sebebini /sebeplerini yerine getirmemiz gerekmektedir. Bir sonucun sebebi, birden çok olabilir ama biz bunların hepsini bilemeyebiliriz.

Şefaat de  tek başına bağımsız bir olgu değildir. Şefaatin gerçekleşebilmesi için hem şefaat eden hem de şefaat edilen açısından sebep veya sebeplerden bir tanesinin yerine getirilmesi gerekir. Bu sebeplerin  hepsini bizler bilemeyiz.

 

Bakara suresi 255. ayet :O'nun izni olmaksızın nezdinde şefaat edebilecek olan kimdir?

Enbiya suresi 28. ayet:(Allâh) Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. (Allâh'ın) râzı olduğundan başkasına şefâ'at edemezler ve onlar, O'nun korkusundan titrerler.

Taha suresi 109. ayet:O gün, Rahman (olan Allah)'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz

Sebe suresi 23. ayet:Allah katında, kendisinin izin verdikleri dışında hiç kimsenin  şefaati fayda vermez

Necm suresi 26. ayet:Göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiçbir şeyle yarar sağlamaz; ancak Allah'ın dileyip razı olduğu kimseye izin verdikten sonra başka.

Meryem suresi 87. ayet:(bu Günde, hayattayken) O sınırsız rahmet Sahibi'yle bir bağ, bir bağlantı içine girmiş olmadıkça kimse şefaatten pay alamayacaktır.

 

Gerçek anlamda mutlak şefaatçi ALLAH' tır. Allah'tan başka biri eğer şefaat edecekse bu Allah'ın izni ve yetki vermesi ile olur. Görüldüğü gibi ayeti kerimelerden anlaşılan ilahi izin ve rızadan sonra meleklerden ve insanlardan bazı kimselerin şefaatte bulunacakları vurgulanmaktadır. Yüce Allah'ın bazı kimselere verdiği yetkidir.

Şefaatin varlığının delilleri yukarıdaki ayeti kerimelerdir.Aslında Kur-an'da şefaat kelamının bulunması bile şefaatin varlığına delalettir,şefaat diye bir şey olmasa idi, her şeyi bilen Rabbimiz niye bu kelimeyi kullansın ki ..

Kur-an'ın kabul etmediği, yoktur dediği şefaat, başlangıcı Allah'tan bilinmeyen, Allah'a rağmen gerçekleşeceği düşünülen şefaattir. Kur-an'ın vardır dediği, onayladığı şefaat ise; başlangıcı Allah'tan bilinen, onun izniyle ve sebeplerin de hasıl olmasıyla gerçekleşecek olan Allah'ın bir rahmeti, büyük bir lütfu’dur ŞEFAAT.

 

Şefaat çift olma anlamına gelen Şef'a kökünden türetilmiştir. Biraz beyin jimnastiği yapacak olursak; Hesap gününde, İman etmiş ancak bir miktar günahı olan (tek) bir kişi Allah'ın veli kullarından veya peygamberlerinden biriyle birlikte(çift) durumuna geliyor ve Allah'ın veli kuluna vermiş olduğu tüm nimetlerden diğeri de faydalanıyor. Ne büyük Rahmet Yarabbi. Ne kadar şükretsek...  Artık bu noktada kelimeler yetersiz kalıyor.

 

Allah'ım şefaatini kazanabilecek güç kuvvet ve bilinç ver Yarabbi.

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 05 Mayıs 2010 07:24
 

Yorumlar  

 
0 #4 Davut Erkan 2010-04-02 01:23
Veciz bir şekilde ele alınmış bilgilendirdiği niz için teşekkürler.Bende genelde yapılan şu yanlışa dikkat çekeyim.Bir ayeti ele alıp ondan hüküm çıkarmak çok yanlış bir durum.Bir hükme varmak için Kur'anı Kerimi anlam bütünlüğüyle ele almalı,hadisi şeriflerle birlikte değerlendirdikt en sonra bir konu hakkında fikir edinmelidir.
Alıntı
 
 
+1 #3 ahmetyasin 2010-03-31 12:10
Kur'an tabirlerindeki şef'a ile şefafat kelimesindeki "a" farklıdır.Şef'a arapça sıfattır ve tek'in zıddı olan çift demektir.Şefaat kelimesi ise arapça isimdir ve "aracılık" anlamındadır.
"Amaller nyetlere göredir,herkese niyet ettiği şey vardır.Bu nedenle kimin hicreti,Allah'a ve Resulüne ise onun hicreti Allah'a ve Resulüne olur.Kimin hicreti,elde edeceği dünyaya veya evleneceği bir kadına ise onon hicreti,hicret ettiği şey için olur."Hz.Muhammed(s.a.v)
Neticede niyetimizden emin olalım ve Rabbimizden şefaat dileyelim.Peygamberimizin sancağı altında toplanalım.Ümmeti için neler yaptığını ve inşaallah neler yapacağını tefekkür edelim...Allah'a emanet olun.
Alıntı
 
 
0 #2 Muhammed Emir 2010-03-30 09:05
Şefaat konusu çok tartışılan bir konuydu bunu araştırıp gündeme alman yerinde olmuş bizide bilgilendirdin Allah razı olsun
Alıntı
 
 
+1 #1 Durmuş Görmez 2010-03-30 07:10
Allah razı olsun abi; şefaat konusuna açıklık getirmişin.
Halk arasında bu konuda ciddi bir yanlış anlama var; özellikle bazı cemaatler şeyhlerinin tüm müritlerine şefaat edeceklerini, şeyhlerinin de zaten cennetlik olduğunu peşinen kabul ediyorlar. Ve bu sözkonusu şeyhlerde bu zavallı insanları böylelikle kandırıyorlar. Bi şekilde hristiyanların cennetten toprak satmaları gibi cennet vaadediyorlar.
Fatır-5 ayetini aklımızdan çıkarmayalım:

EY İNSANLAR! Allah'ın [yeniden diriltme] vaadi gerçektir: sakın, bu dünya hayatının sizi ayartmasına ve Allah hakkındaki [kendi] çarpık düşüncelerinizi n sizi saptırmasına izin vermeyin! (FATIR-5)

Allah'ım sen bizi koru yarabbi!
Şefaatine layık kul olmamız yoluna ilet bizi.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

 

hat
Image Detail

Günün Sözü

O gökten su indirdiğinde ve [kurumuş] nehir yatakları[ndan her biri] kendi hacimlerine göre dolup taştıklarında, akıntı yüzeydeki çerçöpü, tortuyu alır götürür tıpkı süs eşyası ya da alet yapmak için ateşte eritilen [madenlerin], yüzeyinde açığa çıkan köpüklü tortudan arındırılması gibidir bu.Hak ile bâtılı Allah işte böyle bir benzetmeyle gözönüne koyuyor: çünkü, gerçekten de, tortuysa, çerçöpse sözkonusu olan, bu, [bütün] köpüksü şeyler gibi akar gider; ama insanlara yararlı olan şeye gelince, o her (zaman olduğu) yerde, sapasağlam ayakta kalır.
RAD - 17

Son Yorumlar

Arama

Kimler çevrimiçi

Åžu anda 3 konuk Ã§evrimiçi

Yazar Menüsü