İSTİKLAL MARŞI’NDA TÜRK KELİMESİ VAR MI? e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Seyit Mehmet Güvendioğulları tarafından yazıldı.   
Cuma, 02 Temmuz 2010 06:25

Son yıllarda ulusalcı bir damar oluştu, birçok dostumuzda bu damara tutundu. İpin ucu nerede belli değil. Ana tema vatan elden gidiyor. Şucu-buculuğu bırakın yani İstiklal Savaşı’nda fırkalarımız, farklılığımız ön plana çıktı mı? Hayır. Haydi savaşa, savaşacak askerler kim? En Milliyetçisinden ta Maocusuna kadar ulusalcılar. Vatanı kurtarıp, daha sonra birbirlerinden kurtarma mücadelesi başlayacak! Fikirlerinin bir işe yaramadığını gören ‘’Sol kesim’’ Milliyetciliğide tavsattı. Değerlere önem veriyormuş gibi yapıp içi boşaltılıyor. Yahu, ben Doğu Perinçek’le günahımı bile paylaşmam diyecek ülkü erleri nerede. Bu güruh İstiklal Marşı’nda bir tek Türk kelimesi geçmez. Zaten marşı da Tacettin Dergâhındaki cemaat yazdı zırvasını dillendiriyor.

İstiklal Marşı’nın yazılmasına vesile olan olayları, milletimizin gösterdiği kahramanlık ve azmi, milli birliği, dayanışmayı, onu yazan ve yazdıran manevi gücü, milli ruhu bilmek istemeyenlerin, çamur atmaktan başka ellerinden bir şey gelmiyor.

Mustafa Kemal’in emriyle TBMM açılışı perşembeden cumaya alındı. Namaz öncesi Sakalı Şerif ve Sancakı Şerif ziyaretleri yapıldı. Dua edip kurban kesildi, Hatmi Şerif okundu. Marşımızda Türk kelimesi geçmiyor diyenler inançlarını tazelemek için Nutuk’a bakabilirler. Zaten İstiklal Savaşı bir İman mücadelesidir. Osmanlı Devletinin ümmet sistemi üzerine kurulduğunu herhalde bilirler. 23 Nisan 1920 de TBMM toplandığında Anadolu düşman işgalinde, İstanbul ve devlet merkezi düşman elinde bulunuyor. Düşman Sakarya’ya kadar geldiğinde, Meclisin Kayseri’ye taşınma tartışmaları sürmektedir. Top sesleri Ankara’dan duyuluyor Mehmet Akif ‘’ Telaşa gerek yok ona (Atatürk) ve askerliğine güvenilir…Buna inancım var’’ diyerek endişeleri yatıştırıyor.

Milli mücadelenin ruhunu, Türk milletinin istiklal aşkını dile getirecek bir milli marş ihtiyacı hissedilir olmuştu. Milli Mücadele’de bozguncu faaliyetleri önlemek ve halkı aydınlatmak için Mecliste İrşat Encümeni kuruldu. Bu encümenin İstiklal Marşı dileğini İsmet Paşa, hükümet görüşmelerinde dile getirdi. Bu işi Maarif Bakanlığı üstlendi. Türk şairleri arasında;

Türk devletinin ebediliğini, Milli Mücadelenin ruhunu ve Türk istiklal aşkını dile getirecek eserlerin en güzelini bulmak için bir yarışma açıldı. Kazanan güfte ve bestecisine 500 lira ödül verilecekti. Yarışmaya katılan 724 şiirin milli marş olabilecek nitelikte olmadığını gören Hamdullah Suphi; İrşat heyetiyle gittiği yerlerde konuşma ve vaazlarıyla halkı aydınlatan, onları milli bir dava etrafında toplayan, Milli mücadeleye gönüllü katılan Mehmet Akif’e müracaat etti.

Atatürk Marşı ancak Mehmet Akif’in yazacağı kanaatindeydi. Yarışma şeklini ve ödülü kabul etmeyen Mehmet Akif yarışmaya katılmadı. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver Akif’in endişelerinin giderileceğine dair bir mektup yazarak Hasan Basri Çantay verir. Çantay güneş dururken yıldıza gerek yok ödülü de bir hayır kurumuna veririz diyerek Akif’i ikna etti. İki gün içerisinde marş yazıldı. Şiir 7 Şubat 1921 bakanlığa teslim edildi. Buda şunu gösteriyor ki Akif ruhen ve maddeten hazırdı. Kastamonu vaazları İstiklal Marşının nesir olarak ifadesinden başka bir şey değildir. Hamdullah Suphi, Atatürk tarafından dört defa kürsüye davet edilerek, 12 Mart 1921 de Meclis de okundu.

İstiklal Marşını Taceddin dergâhında yazıldığına şahit olan yakın arkadaşı Eşref Edip ‘’Dergah deyince, dervişler, ayinler akla gelmesin. Ufak bir köşk…’’ der. Akif Bir gece kağıt bulamayınca duvara ‘’Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım…’’ kıtasını yazar ve oda arkadaşı Konya Mebusu Bekir Efendi sabah namazına kalktığında görür. Mehmet Akif, gazeteci Nizamettin Nazif’e sana bir şiir okuyacağım nasıl bulacaksın diye sorar ve okumaya başlar’’ Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak…’’

Ödül olarak verilen 500 lirayı almayıp fakir çocuk ve kadınlara örgü öğretmek için kurulan Darü’l-Mesai adındaki hayır kurumuna bağışlayan Akif’in, kış günlerinde giyecek paltosu dahi yoktu. Bu ruhu, tabiî ki hazır yiyiciler anlayamaz.


Hadi diyelim Merhum Akif İstiklal Marşını yazmadı. Türk edebiyatının Abide eserlerinden Safahatı kim yazdı? Gelelim Türk kelimesi geçmiyor meselesine, marşın 1.kıtası orduya, 2. kıtası Türk milletine, 3. kıtası da Türk bayrağına ithaf edilmiştir. Diğer kıtalarda ülkenin içinde bulunduğu durumla ilgili hürriyet, vatan ve şehitlik gibi ulvi duygulara yer verilmiştir. Kendisi de Arnavut olan M. Akif Kastamonu vaazında ’’Ey cemaati müslimin! Gözünüzü açınız, ibret alınız. Bizim hani senelerden beri kanımızı, iliğimizi kurutan iç savaş meseleleri yok mu, Havran sorunu, Yemen sorunu, Kürdistan sorunu, Arnavutluk sorunu…Bunların hepsi düşman parmağıyla çıkarılmış sorunlardır..’’. Akif’in konuşmaları ve Sebülü’r-Reşad dergisindeki hizmetleri için Atatürk, Manevi cephemizin güçlenmesine büyük hizmet oldu diyerek teşekkürlerini bildirmiştir.

Marş; yürüyüş sırasında müziğin temposuna bağlı kalınarak adım uzunluğunu sağlamaya yarayan müzik parçasıdır. Daha sonra milleti belirli amaçlar etrafında toplayan, onlara şevk ve heyecan veren besteli müzik parçası anlamını kazanıyor. Hucum Marşı, Plevne Marşı gibi. Her milletin kendine has, devletin kabul ettiği milli marşı vardır, bizim marşımız da İstiklal Marşıdır.

İstiklal Marşı Milli Mücadelenin destanı edebi bir eserdir. Türk Milleti yok edilmek, tarihten silinmek için uğraşanlara kanıyla, canıyla, namusuyla kahramanca cevap vermiştir. Bestesi biraz ağır geliyor diye düşünülebilir, ama her edebi eser kendi çağı ve çağın şartları içinde değerlendirilmelidir

III. Napolyon Girit’i kaça satarsınız deyince, Sadrazam İzzet Fuad Paşa aldığımız fiyata diye cevap verir. Ki, Girit 25 yıl süren kanlı muharebelerle alınmıştı. Bazıları İstiklal Marşının bedelini bırak düşünmeyi, hesabını bile yaparken elleri titremez. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.

Son yıllarda ulusalcı bir damar oluştu, birçok dostumuzda bu damara tutundu. İpin ucu nerede belli değil. Ana tema vatan elden gidiyor. Şucu-buculuğu bırakın yani İstiklal Savaşı’nda fırkalarımız, farklılığımız ön plana çıktı mı? Hayır. Haydi savaşa, savaşacak askerler kim? En Milliyetçisinden ta Maocusuna kadar ulusalcılar. Vatanı kurtarıp, daha sonra birbirlerinden kurtarma mücadelesi başlayacak! Fikirlerinin bir işe yaramadığını gören ‘’Sol kesim’’ Milliyetciliğide tavsattı. Değerlere önem veriyormuş gibi yapıp içi boşaltılıyor. Yahu, ben Doğu Perinçek’le günahımı bile paylaşmam diyecek ülkü erleri nerede. Bu güruh İstiklal Marşı’nda bir tek Türk kelimesi geçmez. Zaten marşı da Tacettin Dergâhındaki cemaat yazdı zırvasını dillendiriyor.

İstiklal Marşı’nın yazılmasına vesile olan olayları, milletimizin gösterdiği kahramanlık ve azmi, milli birliği, dayanışmayı, onu yazan ve yazdıran manevi gücü, milli ruhu bilmek istemeyenlerin, çamur atmaktan başka ellerinden bir şey gelmiyor.

Mustafa Kemal’in emriyle TBMM açılışı perşembeden cumaya alındı. Namaz öncesi Sakalı Şerif ve Sancakı Şerif ziyaretleri yapıldı. Dua edip kurban kesildi, Hatmi Şerif okundu. Marşımızda Türk kelimesi geçmiyor diyenler inançlarını tazelemek için Nutuk’a bakabilirler. Zaten İstiklal Savaşı bir İman mücadelesidir. Osmanlı Devletinin ümmet sistemi üzerine kurulduğunu herhalde bilirler. 23 Nisan 1920 de TBMM toplandığında Anadolu düşman işgalinde, İstanbul ve devlet merkezi düşman elinde bulunuyor. Düşman Sakarya’ya kadar geldiğinde, Meclisin Kayseri’ye taşınma tartışmaları sürmektedir. Top sesleri Ankara’dan duyuluyor Mehmet Akif ‘’ Telaşa gerek yok ona (Atatürk) ve askerliğine güvenilir…Buna inancım var’’ diyerek endişeleri yatıştırıyor.

Milli mücadelenin ruhunu, Türk milletinin istiklal aşkını dile getirecek bir milli marş ihtiyacı hissedilir olmuştu. Milli Mücadele’de bozguncu faaliyetleri önlemek ve halkı aydınlatmak için Mecliste İrşat Encümeni kuruldu. Bu encümenin İstiklal Marşı dileğini İsmet Paşa, hükümet görüşmelerinde dile getirdi. Bu işi Maarif Bakanlığı üstlendi. Türk şairleri arasında;

Türk devletinin ebediliğini, Milli Mücadelenin ruhunu ve Türk istiklal aşkını dile getirecek eserlerin en güzelini bulmak için bir yarışma açıldı. Kazanan güfte ve bestecisine 500 lira ödül verilecekti. Yarışmaya katılan 724 şiirin milli marş olabilecek nitelikte olmadığını gören Hamdullah Suphi; İrşat heyetiyle gittiği yerlerde konuşma ve vaazlarıyla halkı aydınlatan, onları milli bir dava etrafında toplayan, Milli mücadeleye gönüllü katılan Mehmet Akif’e müracaat etti.

Atatürk Marşı ancak Mehmet Akif’in yazacağı kanaatindeydi. Yarışma şeklini ve ödülü kabul etmeyen Mehmet Akif yarışmaya katılmadı. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver Akif’in endişelerinin giderileceğine dair bir mektup yazarak Hasan Basri Çantay verir. Çantay güneş dururken yıldıza gerek yok ödülü de bir hayır kurumuna veririz diyerek Akif’i ikna etti. İki gün içerisinde marş yazıldı. Şiir 7 Şubat 1921 bakanlığa teslim edildi. Buda şunu gösteriyor ki Akif ruhen ve maddeten hazırdı. Kastamonu vaazları İstiklal Marşının nesir olarak ifadesinden başka bir şey değildir. Hamdullah Suphi, Atatürk tarafından dört defa kürsüye davet edilerek, 12 Mart 1921 de Meclis de okundu.

İstiklal Marşını Taceddin dergâhında yazıldığına şahit olan yakın arkadaşı Eşref Edip ‘’Dergah deyince, dervişler, ayinler akla gelmesin. Ufak bir köşk…’’ der. Akif Bir gece kağıt bulamayınca duvara ‘’Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım…’’ kıtasını yazar ve oda arkadaşı Konya Mebusu Bekir Efendi sabah namazına kalktığında görür. Mehmet Akif, gazeteci Nizamettin Nazif’e sana bir şiir okuyacağım nasıl bulacaksın diye sorar ve okumaya başlar’’ Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak…’’

Ödül olarak verilen 500 lirayı almayıp fakir çocuk ve kadınlara örgü öğretmek için kurulan Darü’l-Mesai adındaki hayır kurumuna bağışlayan Akif’in, kış günlerinde giyecek paltosu dahi yoktu. Bu ruhu, tabiî ki hazır yiyiciler anlayamaz.

 

Hadi diyelim Merhum Akif İstiklal Marşını yazmadı. Türk edebiyatının Abide eserlerinden Safahatı kim yazdı? Gelelim Türk kelimesi geçmiyor meselesine, marşın 1.kıtası orduya, 2. kıtası Türk milletine, 3. kıtası da Türk bayrağına ithaf edilmiştir. Diğer kıtalarda ülkenin içinde bulunduğu durumla ilgili hürriyet, vatan ve şehitlik gibi ulvi duygulara yer verilmiştir. Kendisi de Arnavut olan M. Akif Kastamonu vaazında ’’Ey cemaati müslimin! Gözünüzü açınız, ibret alınız. Bizim hani senelerden beri kanımızı, iliğimizi kurutan iç savaş meseleleri yok mu, Havran sorunu, Yemen sorunu, Kürdistan sorunu, Arnavutluk sorunu…Bunların hepsi düşman parmağıyla çıkarılmış sorunlardır..’’. Akif’in konuşmaları ve Sebülü’r-Reşad dergisindeki hizmetleri için Atatürk, Manevi cephemizin güçlenmesine büyük hizmet oldu diyerek teşekkürlerini bildirmiştir.

Marş; yürüyüş sırasında müziğin temposuna bağlı kalınarak adım uzunluğunu sağlamaya yarayan müzik parçasıdır. Daha sonra milleti belirli amaçlar etrafında toplayan, onlara şevk ve heyecan veren besteli müzik parçası anlamını kazanıyor. Hucum Marşı, Plevne Marşı gibi. Her milletin kendine has, devletin kabul ettiği milli marşı vardır, bizim marşımız da İstiklal Marşıdır.

İstiklal Marşı Milli Mücadelenin destanı edebi bir eserdir. Türk Milleti yok edilmek, tarihten silinmek için uğraşanlara kanıyla, canıyla, namusuyla kahramanca cevap vermiştir. Bestesi biraz ağır geliyor diye düşünülebilir, ama her edebi eser kendi çağı ve çağın şartları içinde değerlendirilmelidir

III. Napolyon Girit’i kaça satarsınız deyince, Sadrazam İzzet Fuad Paşa aldığımız fiyata diye cevap verir. Ki, Girit 25 yıl süren kanlı muharebelerle alınmıştı. Bazıları İstiklal Marşının bedelini bırak düşünmeyi, hesabını bile yaparken elleri titremez. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.

Son yıllarda ulusalcı bir damar oluştu, birçok dostumuzda bu damara tutundu. İpin ucu nerede belli değil. Ana tema vatan elden gidiyor. Şucu-buculuğu bırakın yani İstiklal Savaşı’nda fırkalarımız, farklılığımız ön plana çıktı mı? Hayır. Haydi savaşa, savaşacak askerler kim? En Milliyetçisinden ta Maocusuna kadar ulusalcılar. Vatanı kurtarıp, daha sonra birbirlerinden kurtarma mücadelesi başlayacak! Fikirlerinin bir işe yaramadığını gören ‘’Sol kesim’’ Milliyetciliğide tavsattı. Değerlere önem veriyormuş gibi yapıp içi boşaltılıyor. Yahu, ben Doğu Perinçek’le günahımı bile paylaşmam diyecek ülkü erleri nerede. Bu güruh İstiklal Marşı’nda bir tek Türk kelimesi geçmez. Zaten marşı da Tacettin Dergâhındaki cemaat yazdı zırvasını dillendiriyor.

 

 

 

İstiklal Marşı’nın yazılmasına vesile olan olayları, milletimizin gösterdiği kahramanlık ve azmi, milli birliği, dayanışmayı, onu yazan ve yazdıran manevi gücü, milli ruhu bilmek istemeyenlerin, çamur atmaktan başka ellerinden bir şey gelmiyor.

 

 

 

Mustafa Kemal’in emriyle TBMM açılışı perşembeden cumaya alındı. Namaz öncesi Sakalı Şerif ve Sancakı Şerif ziyaretleri yapıldı. Dua edip kurban kesildi, Hatmi Şerif okundu. Marşımızda Türk kelimesi geçmiyor diyenler inançlarını tazelemek için Nutuk’a bakabilirler. Zaten İstiklal Savaşı bir İman mücadelesidir. Osmanlı Devletinin ümmet sistemi üzerine kurulduğunu herhalde bilirler. 23 Nisan 1920 de TBMM toplandığında Anadolu düşman işgalinde, İstanbul ve devlet merkezi düşman elinde bulunuyor. Düşman Sakarya’ya kadar geldiğinde, Meclisin Kayseri’ye taşınma tartışmaları sürmektedir. Top sesleri Ankara’dan duyuluyor Mehmet Akif ‘’ Telaşa gerek yok ona (Atatürk) ve askerliğine güvenilir…Buna inancım var’’ diyerek endişeleri yatıştırıyor.

 

 

 

Milli mücadelenin ruhunu, Türk milletinin istiklal aşkını dile getirecek bir milli marş ihtiyacı hissedilir olmuştu. Milli Mücadele’de bozguncu faaliyetleri önlemek ve halkı aydınlatmak için Mecliste İrşat Encümeni kuruldu. Bu encümenin İstiklal Marşı dileğini İsmet Paşa, hükümet görüşmelerinde dile getirdi. Bu işi Maarif Bakanlığı üstlendi. Türk şairleri arasında;

 

Türk devletinin ebediliğini, Milli Mücadelenin ruhunu ve Türk istiklal aşkını dile getirecek eserlerin en güzelini bulmak için bir yarışma açıldı. Kazanan güfte ve bestecisine 500 lira ödül verilecekti. Yarışmaya katılan 724 şiirin milli marş olabilecek nitelikte olmadığını gören Hamdullah Suphi; İrşat heyetiyle gittiği yerlerde konuşma ve vaazlarıyla halkı aydınlatan, onları milli bir dava etrafında toplayan, Milli mücadeleye gönüllü katılan Mehmet Akif’e müracaat etti.

 

 

 

Atatürk Marşı ancak Mehmet Akif’in yazacağı kanaatindeydi. Yarışma şeklini ve ödülü kabul etmeyen Mehmet Akif yarışmaya katılmadı. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver Akif’in endişelerinin giderileceğine dair bir mektup yazarak Hasan Basri Çantay verir. Çantay güneş dururken yıldıza gerek yok ödülü de bir hayır kurumuna veririz diyerek Akif’i ikna etti. İki gün içerisinde marş yazıldı. Şiir 7 Şubat 1921 bakanlığa teslim edildi. Buda şunu gösteriyor ki Akif ruhen ve maddeten hazırdı. Kastamonu vaazları İstiklal Marşının nesir olarak ifadesinden başka bir şey değildir. Hamdullah Suphi, Atatürk tarafından dört defa kürsüye davet edilerek, 12 Mart 1921 de Meclis de okundu.

 

 

 

İstiklal Marşını Taceddin dergâhında yazıldığına şahit olan yakın arkadaşı Eşref Edip ‘’Dergah deyince, dervişler, ayinler akla gelmesin. Ufak bir köşk…’’ der. Akif Bir gece kağıt bulamayınca duvara ‘’Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım…’’ kıtasını yazar ve oda arkadaşı Konya Mebusu Bekir Efendi sabah namazına kalktığında görür. Mehmet Akif, gazeteci Nizamettin Nazif’e sana bir şiir okuyacağım nasıl bulacaksın diye sorar ve okumaya başlar’’ Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak…’’

 

Ödül olarak verilen 500 lirayı almayıp fakir çocuk ve kadınlara örgü öğretmek için kurulan Darü’l-Mesai adındaki hayır kurumuna bağışlayan Akif’in, kış günlerinde giyecek paltosu dahi yoktu. Bu ruhu, tabiî ki hazır yiyiciler anlayamaz.

 

 

 

Hadi diyelim Merhum Akif İstiklal Marşını yazmadı. Türk edebiyatının Abide eserlerinden Safahatı kim yazdı? Gelelim Türk kelimesi geçmiyor meselesine, marşın 1.kıtası orduya, 2. kıtası Türk milletine, 3. kıtası da Türk bayrağına ithaf edilmiştir. Diğer kıtalarda ülkenin içinde bulunduğu durumla ilgili hürriyet, vatan ve şehitlik gibi ulvi duygulara yer verilmiştir. Kendisi de Arnavut olan M. Akif Kastamonu vaazında ’’Ey cemaati müslimin! Gözünüzü açınız, ibret alınız. Bizim hani senelerden beri kanımızı, iliğimizi kurutan iç savaş meseleleri yok mu, Havran sorunu, Yemen sorunu, Kürdistan sorunu, Arnavutluk sorunu…Bunların hepsi düşman parmağıyla çıkarılmış sorunlardır..’’. Akif’in konuşmaları ve Sebülü’r-Reşad dergisindeki hizmetleri için Atatürk, Manevi cephemizin güçlenmesine büyük hizmet oldu diyerek teşekkürlerini bildirmiştir.

 

 

 

Marş; yürüyüş sırasında müziğin temposuna bağlı kalınarak adım uzunluğunu sağlamaya yarayan müzik parçasıdır. Daha sonra milleti belirli amaçlar etrafında toplayan, onlara şevk ve heyecan veren besteli müzik parçası anlamını kazanıyor. Hucum Marşı, Plevne Marşı gibi. Her milletin kendine has, devletin kabul ettiği milli marşı vardır, bizim marşımız da İstiklal Marşıdır.

 

 

 

İstiklal Marşı Milli Mücadelenin destanı edebi bir eserdir. Türk Milleti yok edilmek, tarihten silinmek için uğraşanlara kanıyla, canıyla, namusuyla kahramanca cevap vermiştir. Bestesi biraz ağır geliyor diye düşünülebilir, ama her edebi eser kendi çağı ve çağın şartları içinde değerlendirilmelidir

 

 

 

III. Napolyon Girit’i kaça satarsınız deyince, Sadrazam İzzet Fuad Paşa aldığımız fiyata diye cevap verir. Ki, Girit 25 yıl süren kanlı muharebelerle alınmıştı. Bazıları İstiklal Marşının bedelini bırak düşünmeyi, hesabını bile yaparken elleri titremez. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.

 

 

Son Güncelleme: Cuma, 02 Temmuz 2010 06:29
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

 

28hat
Image Detail

Günün Sözü

Asra yemin olsun ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.
ASR - 1-3

Son Yorumlar

  • KİRALIK EVLERDE HAYA...
    İnşaallah ev sahibi olursun
    25.08.10 08:58
    By ivedik
  • ÇOCUKLARIMIZ
    Selamunaleykum, Allah bu güzel yazıda emeği geçen...
    13.07.10 12:08
    By aytekin
  • Çocukluğumuza İnelim
    Hoş bir yazı gerçekten.Çocukluğun farklı bir tadı ...
    08.07.10 23:49
    By Davut Erkan
  • Çocukluğumuza İnelim
    Kaleminize sağlık hocam, çocukluğumuzda birçok ort...
    21.06.10 15:23
    By İsrafil Baran
  • Çocukluğumuza İnelim
    Allah razı olsun abi, bizi o günlere götürdün. Ger...
    21.06.10 08:09
    By Durmuş Görmez
  • İSRAİL
    yahudilerin müslümanlar üzerinde bu kadar zalim ol...
    11.06.10 05:57
    By Muhammed Emir
  • İSRAİL
    Nevşehir' de gerçekleştirile n İsraili protesto mi...
    10.06.10 09:54
    By Talat Er
  • İSRAİL
    "Herkes bir kova su dökse İsrail’i su götürecek." ...
    10.06.10 06:50
    By Talat Er
  • Nevşehir'in Gündemi
    teşekkürler abi.
    01.06.10 21:47
    By İsrafil Baran
  • HAYIRLI CUMALAR
    amin kardeş çok güzel olmuş tbrklr da ben kendi ar...
    31.05.10 13:58
    By furkan
  • Nevşehir'in Gündemi
    Hayırlı Olsun Kardeşim
    25.05.10 09:36
    By Durmuş Görmez
  • DUANIN GÜCÜNE KATILA...
    Bakara 286: "Allah hiç kimseye taşıyabileceğin den...
    24.05.10 09:37
    By Talat Er

Arama

Kimler çevrimiçi

Şu anda 2 konuk çevrimiçi

Yazar Menüsü